? Çernobil Nükleer Felaketi Nasıl Gerçekleşti ? | encyclopediatr
encyclopediatr

Çernobil Nükleer Felaketi Nasıl Gerçekleşti ?

Çernobil Nükleer Felaketi Nasıl Gerçekleşti ?
Reklam

Çernobil Kazası Nasıl oldu?

Çernobil Gerçekleri

Çernobil reaktör kazası, bir deney sırasında meydana gelen 20. yüzyılın ilk büyük nükleer kazasıdır.
Çernobil Reaktörü Ukrayna’da Kiev’in 140 km kuzeyinde bulunan tesistir. Çernobil Santrali her biri 1000 megavat (mW) gücünde dört reaktörden meydana geliyordu.

Deneyin yapıldığın gün 25 Nisan 1986’da önce reaktörün gücü yarıya düşürüldü, ardından da acil soğutma sistemi ile deney sırasında reaktörün kapanmasını önlemek için tehlike anında çalışmaya başlayan güvenlik sistemi devre dışı bırakıldı. 26 Nisan günü saat 01:00’i biraz geçe teknisyenler deneyin son hazırlıklarını tamamlamak üzere ek su pompalarını çalıştırdılar.Bunun sonucunda gücünün yüzde 7’siyle çalışmakta olan reaktörde buhar basıncı düştü ve buhar ayırma tamburlarındaki su düzeyi güvenlik sınırının altına indi. Normal olarak bu durumda reaktörün güvenlik sistemine ulaşması gereken sinyaller de teknisyenler tarafından engellendi.Su düzeyini yükseltmek için buhar sistemine daha fazla su aktarıldı ve saat 01:23’de deneyin fiilen başlatılması için koşulların oluştuğuna karar verildi. Deneyin amacı, reaktörün çalışması ansızın durdurulduğunda,buhar tirbünlerinin daha ne kadar süre çalışmayı sürdüreceklerini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceklerini öğrenmekti. Geri kalan öteki acil güvenlik sinyali bağlantılarını da kestikten sonra türbinlere giden buhar akışı durduruldu. Bunun sonucunda dolaşım pompaları ve reaktörün soğutma sistemi yavaşladı. Yakıt kanallarında ani bir ısı yükselmesi görüldü ve yapım özellikleri nedeniyle reaktör tümüyle denetimden çıkmış oldu. Tehlikeyi farkeden teknisyenler reaktörün durdurulmasını sağlamak amacıyla bütün denetim çubuklarını derhal sisteme sokmaya karar verdiler.Ama aşırı derecede ısınmış bulunan reaktörlerde saat 01:24’te yani deneye başlandıktan bir dakika sonra iki patlama oldu.Bu patlamanın ayrıntıları tam olarak bilinememekle birlikte, denetim dışı bir çekirdek tepkimesinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.Üç saniye içinde reaktörün gücü %7’den %50’ye fırladı. Yakıt parçacıklarının soğutma suyuyla karşılaşması, suyun bir anda buhara dönüşmesine yol açtı. Oluşan aşırı buhar basıncı reaktörün ve santral binasının tepesini uçurdu. Reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sıcaklıktaki buharla karşılaşması sonucu oluşan hidrojen yanarak bütün santralı ateşler içinde bıraktı.

Patlamadan hemen sonra 31 kişi hayatını kaybetti ancak felaketin etkilerinin uzun dönemde çok daha fazla olduğu, binlerce insanı etkilediği ve etkilemeye de devam edeceği biliniyor.

Çernobilin Etkileri

İngiltere’nin Galler bölgesinde kazadan iki hafta sonra saptanan yüksek radyoaktivite nedeniyle yeşil alanlara koyun ve sığırların girişi engellenmiştir.Araştırmalarda ilk yıl doz açısından en fazla radyoaktiviteye maruz kalan Avrupa ülkesi Bulgaristan olarak belirlenmiştir.

En yüksek radyasyon dozlarına, sayıları bini bulan acil durum çalışanları ve Çernobil personeli maruz kaldı. Çalışanların bazıları için maruz kaldıkları dozlar öldürücü oldu. Zaman içinde Çernobil’de çalışan kurtarma personelinin sayısı 600 bini buldu. Bunların bazıları, çalışmaları boyunca yüksek düzeyli radyasyona maruz kaldılar. Çöken radyoaktif iyodinden kaynaklanan çocukluk tiroid kanseri, kazanın en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Kazadan sonraki ilk aylarda, radyoaktif iyodin düzeyi yüksek sütlerden içen çocuklar yüksek radyasyon dozları aldılar. 2002 yılına kadar bu grup içinde 4000’den fazla tiroid kanseri teşhis edildi. Bu tiroid kanserlerinin büyük bölümünün radyoiyodin alımından kaynaklanmış olması çok muhtemeldir.

Bağımsız kaynaklar yüzlerce yıl boyunca Pripyat ve komşu bölgelerde yerleşimin güvenli olmadığını söylemektedirler. Ayrıca bölgeye giriş çıkışlar hala polis kontrolünde olup bazı bölgelere giriş yapılamamaktadır.

Çernobil’de ne oldu

Çernobil Reaktör Kazası

26 Nisan 1986’da, eski Sovyet ülkelerinden Ukrayna’nın Çernobil kentindeki nükleer enerji santralinin 4 numaralı ünitesinde büyük bir kaza meydana geldi.

İşletim ekibi, olası bir enerji kaybı esnasında türbinlerin acil durum dizel jeneratörü devreye girene kadar soğutucu pompaların faaliyetini devam ettirmek için yeterli enerji üretimini sağlayıp sağlayamayacağını test etmeyi planlıyorlardı.

Reaktör gücünü engellememek adına güvenlik sistemleri kasten devre dışı bırakılmıştı. Reaktör gücü, deneyi gerçekleştirmek için kapasitesinin %25 altına düşürülmüştü. Bu prosedür planlanana göre gitmeyince reaktör gücü seviyesi %1’in altına düştü. Bu yüzden enerjinin yavaş yavaş kesilmesi gerekti. Fakat deney başladıktan 30 saniye sonra beklenmeyen bir enerji dalgasıyla karşılaşıldı. Reaktörün (zincirleme reaksiyonu durdurması gereken) acil durum sistemi çalışmadı.

Reaktörün yakıt maddesinde ani bir ısı yükselmesi oldu ve çok büyük bir patlama meydana geldi. Reaktörü örten 1000 tonluk kapak havaya uçtu. Isının 2000°C’nin üstüne çıkmasıyla yakıt çubukları eridi. O sırada reaktörü örten grafit alev aldı ve dokuz gün boyunca yanmaya devam ederek çok büyük miktarda radyasyonun çevreye salınmasına yol açtı. Kazada, Ağustos 1945’te Japonya’nın Hiroşima şehrine kasten atılan nükleer bombadan daha fazla radyasyon salındı.

Yanmakta olan reaktörü söndürmeye yönelik ilk teşebbüsler arasında itfayecilerin reaktöre soğuk suyla müdahale etmesi de yer alıyordu. Bu çabaya 10 saat sonra son verildi. Yanan reaktörün üzerinde 27 Nisan’dan 5 Mayıs’a kadar 30’dan fazla askeri helikopter uçup durdu. Yangını kontrol altına alabilmek ve radyasyonu hapsetmek adına bu helikopterlerden 2400 ton kurşun, 1800 ton kum bırakıldı.

Bu çabalar da sonuç vermediği gibi, aslında durumu daha da vahimleştirdi: Isı, helikopterlerden bırakılan malzemelerin altında birikti. Çevreye saçılan radyasyonla birlikte reaktördeki sıcaklık da bir kez daha artış gösterdi. Yangınla mücadelenin son evresinde reaktör çekirdeğinin nitrojenle soğutulması sağlandı. Yangın ve radyoaktif salım ancak 6 Mayıs’ta kontrol altına alınabildi.

Tüm tehlikeye rağmen felakete müdahale etmek için de insan gücüne ihtiyaç vardı. Felaketi kontrol altına almak adına gösterilen boş çabalar için binlerce insan hayatını ve sağlığını feda etti. Bu insanlara “tasfiye görevlileri” deniyordu.

Ekip içinde radyasyona en fazla maruz kalanlar, santralin yangınla mücadele birimindeki 600 kişi ve işletim personeli oldu. Bu grup içerisindeki 130 kişinin radyasyona maruz kalma seviyesi, radyasyonla iç içe çalışan bir işçinin maruz kalacağı 650 yıllık radyasyon seviyesine eşitti. Binlerce askeri personel ve diğer çalışanlar, ölümcül oranda radyoaktif maddeleri neredeyse hiçbir tedbir almadan veya tedbirsiz bir şekilde taşımakla görevlendirildi.

Kısa süre içinde 31 işçi hayatını kaybetti. Toplamdaysa 1989 yılına dek Çernobil’deki temizleme çalışmalarına katılan 600.000 ila 800.000 kişi hayatını kaybetti. Bu insanların 300.000’i, bir yıl içinde maruz kalınabilecek radyasyon dozunun 500 kat fazlasına maruz kalmıştı. Hâlâ hayatta olanlarsa bugün bile sağlık sorunlarıyla pençeleşiyor.

Kazadan bu yana kaç kişinin öldüğü net olarak bilinmiyor. Eski Sovyet devletlerinin üçünün açıkladığı verilere göre bugüne kadar yaklaşık olarak 25.000 “tasfiye görevlisi” hayatını kaybetti. Üç ülkedeki tasfiye kurumlarından elde edilen tahminlerse resmi rakamların çok daha üstünde. The Chernobyl Forum’un 2005 yılı raporunda reaktör kazasına atfedilen can kayıpları arasında tasfiye görevlilerinin sayısı çok daha az.

Can kaybı verilerindeki bu farklılıklar, tespit yöntemlerinin farklılığından kaynaklanıyor. Tasfiye istatistikleri (kazazede sayısı ve maruz kalınan radyasyon miktarı) de Sovyet yetkilileri tarafından çarpıtıldığı için kesin sayılara belki de hiçbir zaman erişemeyeceğiz.

Felaket sona erdi mi?

22 Aralık 1988 tarihinde Sovyet biliminsanları, reaktörü kaplayan lahtin yalnızca 20 ila 30 yıllık bir ömre sahip olacak biçimde tasarlandığını açıkladı.

Nükleer kazadan üç sene sonra, Sovyet hükümeti Çernobil Nükleer Enerji Santrali’ndeki beşinci ve altında reaktör ünitelerinin kurulumunu durdurdu. Uluslararası müzakerelerden sonra, kazanın üstünden 14 sene geçmişken, 12 Aralık 2000 tarihinde kompleks tamamen kapatıldı.

“Lahit” nedir?

Patlamanın ardından hasar gören 4 numaralı reaktörünün etrafına betondan, devasa bir “lahit” (kapak) örüldü. Hasarlı nükleer reaktörü içine alan bu lahit, atmosfere daha fazla radyasyon salınmasını engellemek üzere tasarlanmıştı. İlk başta hasarlı reaktörü denetim altında tutmak için, hâlâ sıcak olan reaktör yakıtının reaktörün temelinde bir delik açmasına engel olacak bir soğutma levhası kurulması düşünülmüştü. Bu tüneli reaktörün altından açmak için kömür madencileri görevlendirilmişti. 24 Haziran’da 400 kömür madencisi reaktörün altında 168 metre uzunluğunda bir tünel açtı.

Reaktörü çevreleyen lahtin inşası, 7.000 ton çelik ve 410.000 m3 beton kullanılarak, Kasım 1986’da tamamlandı.

Lahit, yalnızca 20 ila 30 sene faaliyet gösterebilecek biçimde tasarlanmıştı. En büyük problemse istikrarsız oluşu. Yapımı alelacele tamamlanan lahtin taşıyıcı kirişlerinde meydana gelen paslanma, yapının bütünlüğünü tehdit eder nitelikte. Çatısının üstündeki deliklerden lahtin içine sızan su, radyasyona maruz kaldıktan sonra, reaktör zemininden alttaki toprağa karışıyor.

Biliminsanları, koruma kalkanının hassaslığı sebebiyle Çernobil’in kendisi kadar büyük bir nükleer faciaya sebep olacağını öngörüyor.

Reaktörün içinde kalan yakıtın miktarına dair kesin bir bilgiye sahip değiliz, fakat elimizdeki tahminler ilk içerikten %95 daha fazlası olduğunu gösteriyor. Ayrıca lahtin içinde, harap olan reaktör binasının parçacıklarından ve lahtin içine atılan radyasyonlu topraktan kaynaklanan binlerce metrekarelik nükleer atık bulunuyor.

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Spam Protection by WP-SpamFree